ANANIN ADI (!)
07 Şubat 2010 Yazan oburmizah
Kategori abdullah yılmaz, yazarlar
Rotterdam Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre insanlar, içinde küfür geçen konuşmalara ya da yazılara daha çok inanıyorlarmış. Yani konuşurken ortalığa da olsa küfürlü kelimeler kullanırsanız daha bir inandırıcı oluyormuş. Araştırmada bir suçlunun içinde küfür dolu bir ifadesi ile küfürden arındırılmış ifadesi öğrencilere dağıtılmış, küfürlü ifade daha inandırıcı ve akla yatkın bulunmuş. Uzmanlara göre bunun nedeni küfürlü konuşan birinin daha içten konuştuğuna ve işin içine duygularını da kattığına inanıldığı için küfürlü konuşan kişiyle daha kolay ve sağlam bağ kurulabiliyormuş. Buyurun bakalım!.. Daha önce de yazdım; Köylü kısmının imlâ kılavuzu küfürdür. Temsil virgül kullanılması gerektiğinde “gaktığım, gömdüğüm” gibi sözcükler kullanılır. Nokta için ise “sokarım” ya da “çakarım” sözcükleri uygun düşüyor. Ancak söz, uzun sürecek olursa ve illâki noktalı virgül gerekirse “Diktiğimin” türünden bir sözcük yeterli oluyor. (Bu arada “d” yerine isterseniz “s” harfini kullanabilirsiniz) Ayraç gerekirse “sözüm yabana”, ünlem için de “Ananın adı” (Siz burada yine”d” harfi yerine “m” kullanırsanız, cümle daha bir anlamlı oluyor) gibi sözcükler, imlâ kılavuzunda kullanılan önemli işaretler için yeterli olduğundan inandırıcı da oluyor.
Köyün birinde Cuma namazı için camiye gitmiştik bir kaç kişi yıllar öncesi. Önümüzden giren 4-5 kişilik bir gurup onlardan önce girip oturan ve arkadaşları olan bir guruba “Oraya mı ottunuz len ..na goduklarım, hadi ..na goyim biz de şu bızalığa oturalım”.. (Yeni doğmuş ineğin yavrusunun sürekli süt emmemesi ve öttürmemesi (ishal) için etrafı çevrili bir yere kapanır. Bu yere de Buzağılık dendiğinden, camide etrafı çevrili müezzin için ayrılan yer kastediliyor).. Bu durumda küfürlü yaklaşım, samimi (!) bir davranış biçimi olduğundan camide abdestin bozulmuş olması ya da sünmesinin düşünülmesi söz konusu olamaz..
Köylük yerde karı-koca arasında didişme hiç eksik olmaz. Özellikle de erkeklerin ağzından küfür eksik olmadığı içindir. Temsil kümese girmemekte direnen tavuğa “..na gömdüğüm tavuğu, yakalarsam ananın ..na çakarım kendini tencerede bulursun” diye cayırtıyı koparan adama karısından yanıt gecikmez; “Sokmaya gomaya ermiyesice de sokmadan gidesicenin adamı..” Adam daha da sinirlenir “Senin de..na dayarım, benim gafamın tasını attırma!” .. Kadın biraz sinmiş gibi görünse de altta kalmaz “Kökünden gopsun inşallah!”der. Sonra biraz düşününce bedduasının tutmasından korkarak tövbe getirip günah çıkarır..
Küfür olayı elbette sadece kırsal kesimde değil, kentlerde de alabildiğince gidiyor. Bir defasında İzmir’de Kızılay Mahallesi’nde oturan Roman kadınlarının kavgasına tanık olmuştum tesadüfen. Çocukların kavgası yüzünden birbirine giren kadınlar ihaleyi kocalarına çıkartıyorlardı. Kadının biri diğerine; “Akşam kocam gelsin de seni şeyetsin, orospu gacı” deyip üstünlük sağladığını düşünürken, karşıdaki kadın; “Şeyetsin de karı görsün” dedi. Doğrusu şapka çıkarılacak, muhatabını kıç üstü oturtan bir laf etmişti.
Belki diyeceksiniz ki ulus olarak sadece biz mi küfürlü konuşuyoruz. Hayır. İngilizce konuşan ülkeleri bilemem ama Almanca ve Slav kökenli dillere mensup ülkelerin küfürlerini iyi bilirim. Özellikle Slav kökenli ülkeler. Bu konuda bizi iki defa katlar üzerimize elbise bile dikerler. Onlarda erkekler tamam da, kadınlar – kızlar da sokma fiilini gerçekleştiren alet sahibi olmamalarına karşın erkek gibi küfrederler. Siyasetçiler bile televizyonlarda çatır-çatır küfrederler konuşurlarken. Birkaç yıl önce Makedonya’da “Cafana” dedikleri alkollü içeceklerin de satıldığı bir cafede otururken içeriye çingene bir kadın girmişti dilenmek için. Mıy mıy mıy’lı sesiyle para isterken cafede bulunan yaklaşık 30 kişinin aynı anda kafalarını kadına çevirip koro halinde ”Piçku materinu” (Ananın adı demeye geliyor) dediklerini duyduğumda donup kalmıştım.
Bosna’da bir Kadir Gecesi’nde bulunduğum köyün camisine ibadetlerinden çok mevlüt okunacağını duyduğum için gitmiştim. İçeride yaklaşık 150 kişi vardı, ancak yaklaşık elli kadarı erkek kalanı genç kız ve kadınlardı. Mevlüt, anlamadıkları halde (Tıpkı bizim Arapça anlamayıp dinlediğimiz gibi) Türkçe okunuyordu. Kimi bölümler kendi dillerindeydi. Ancak kadınlar bizdeki gibi üst katta olmalarına karşın öyle perde filan yoktu ve onlar arasında konuşmalar, gülüşmeler oluyordu zaman zaman. Sanki camide değil altın günü veya konken partisi yapan kadınların bulunduğu evdeki gibi rahattılar. Örtünme de bizdeki gibi sıkı değildi. Kimi kısa kol giymiş kimi başını yarı örtmüş gibi.. Cemaate dönük mevlüt okuyan imam bir yandan mevlüt okuyor, diğer yandan gürültü yapan kadınları gözlüyordu. Bir ara mevlüt okumayı bırakıp ayağa kalktı ve kendi dillerinde “Bir daha gülün ve konuşun hepinizin ..na koyar, sizi dışarı atarım” deyince tek bir ses çıkmadı ve imam mevlüte kaldığı yerden devam etti.
Bu, küfürlü konuşmanın inandırıcı oluşuna güzel bir örnektir.




(Henüz puan verilmemiş)

Yorumlar
Yorumlarınızda resiminizin gözükmesi için, gravatar a abone olun!